Sensiz istanbula düşmanım
Kelimelerden alacaklı bir sağır gibi İçimi döktüm bugün yokluğunla konuştum Tutsak gibi, bir enkaz gibi, kendim gibi İçimden çıktım bugün içimle konuştum
Dökülüyor alacaklı gibi sözcükler dilimden. Yokluğunu anlatıyor kelimeler yokluğunun da yokluğuna iniyor her bir sözcük. Durduramıyorum sözcükleri birikmişliklerini haykırıyorlar içimden. Gizli bir mabedin kapılarına dayanıyor isyan yüklü harfler. Her bir darbede biraz daha çürüyorum. Çağladı içimdekiler dışarı çıkmak için bütün kalelerimi fetih ediyorlar. Bugün çıkıyorum içimden içimdekiler konuşuyor bastırılmış suskunluklarımın feryat-ı figanı sarıyor etrafımı.
Yüzünü ilk kez gören bir çocuk gibi Gördüm kendimi gördüm Kırıldı ayna paramparça param parça Ne varsa kadınım yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın Ne olur gel gel gel gel ben sensiz İstanbul’a düşmanım
Bir başka yüzümü görüyorum yıkılmış kalelerimin içinde. Gördüğüm benle bildiğim ben arasında ki farklar geliyor önüme. Kırıldı bütün parçalar kabuğumdan çıktım. Bastırılmış ben kırdı zincirlerini susmuyor, eskisi gibi beceremiyorum bastırmayı. Yokluğun ağırlığını buraya kadar taşımış içim. İçim içimden taştı gelsin artık diye bağırıyor dilim. Gel İstanbul’a yeniden güneş doğsun diyor. Gel senle daha bir anlamsızlaşsın anlamını yitirmiş şehrim. Bitsin artık İstanbul’a düşmanlığım. Yoksa sürüp gidecek bu savaş onla.
Kestim ümitlerden yelkenler yaptım ama yokluğunda ne Gidebildim ne de kaldım Gerçek miydi tutunmaya çalıştıklarım Hediye süsü verilmiş ayrılıklarım
Devam ediyor İstanbul’a savaşım. Her şeyin başladığı kentin duvarlarında gözlerim. Gözlerin, sözlerin, saçların İstanbul, İstanbul sen sen İstanbul kurtuluşu yok bu çıkmazın. Yitiriyorum yavaş yavaş sana dair umutlarımı. Yokluğun daha ağır artık gelmediğin her gün biraz daha dibe çekiyor. Hayallerim dökülüyor ellerimden, daha fazla tutunamıyorlar yüzleştikçe yokluğunla birer ikişer terk ediyorlar beni sen gibi. Anlıyorum yokluğunda verdiğim savaş, yarattığım umutlar, gelecek diye telkinlerim hepsi kendime verdiğim bir hediye. Her bir paket içi boş çıkıyor. Biliyorum artık yokluğunda yokluğu yok. Hiç olmamış gibi yoksun.
Kaybetmenin tiryakisi bir çocuk gibi Sustum kendime kızdım Kırıldı ayna paramparça param parça Ne varsa kadınım yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın Ne olur gel gel gel gel ben sensiz İstanbul’a düşmanım
Öğrenemedim bir tülü kaybetmemeyi, yine kazanan o kaybeden ben. Her seferinde sıfır sıfırdan başlıyoruz diye giriyorum oyuna. Hep galip gelen o kaybetmekten yılmayan ben yine bir hüsranın pençesiyle cebelleşiyorum. Sustum artık bu kadar yenilgiden diye söylediğim hep tekrar kalktım yine mücadele ettim bu sefer geri dönüşü yok galiba. Kırıldı her şey param parça etrafım toplayamıyorum parçaları, yine dağılacak korkusu oturuyor üstüme. Düşmanım artık İstanbul’a aldı seni yine sakladı sokaklarına. Yokluğuna yine hapsetti beni. Aldı vermiyor geri. Gel kurtul İstanbul’un ellerinden gel bana katıl. Sensiz İstanbul’a düşmanlığım bitsin.
Mavi Tuna
Not:[i]Siyahla yazılı kısımlar Emre Aydın ve Gripin'in Sensiz İstanbul'a Düşmanım şarkısına aittir.
içerik ile ilgili anahtar kelimeler : Sensiz istanbula düşmanım
Bu Kategoriden Rastgele Yazılar:
bir komposizyon misali yaşıyoruz hayatımızı
Gidişin değil bir umutla dönersin diye beklemek öldürdü beni
Düşüncelerime bir damla yaş olup düşme ne olur
Çok aşığın var diyorlar
99 öğüt
Sensiz üşüyorum
ilk görüşte aşk
Aşk Hikayeleri
Aşk sözleri
Bunları yaşadıysan gerçekten sevmişsiniz
Kaybettiğim seni bulmaya gidiyorum
Sevgi nedir
Yaşam için 13 şart
Sen bitti dediğinde yağmur yağıyordu
Ben 1 sen 0
Aşk haritası
Aşk yemini
Aşk hastalıkları
Çağdaş erkek modeli
Aşkın 50 işareti
|