$ Editörden $
Astroloji
Aşk ve Sevgi
Bayanlar
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doğa ve Hayvanlar
Eğitim
Erkekler
Fıkralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazır Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
MSN
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Resimler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Yemek Tarifleri
Şiirler

Anasayfa yap

Favorilere ekle

iletişim

Pişmanlık

Nostalji, bazen mutluluğa ya da hoş bir duyguya bahane olur ama sıkça da pişmanlığa sebep olur.



“Nostos Yunanca'dan gelir: dönüş demektir. ‘Algos’ da keder anlamına gelir... Nostalji: Bir dönüş arzusundan kaynaklanan kederdir.” Böyle açıklıyor Milan Kundera nostaljiyi.



Bir yere, bir insana, bir zamana geri dönüşün olanaksızlığına duyulan keder ve özlem. Uzakta olana duyulan özlem. Geçmiş, vatan, sevgili… Kim uzaktaysa artık. Çocukluğa özlem. Gençliğe özlem. Geçmişe özlem. Çocukluğumuzun şarkılarına özlem mesela: "Amaaaan petrol, canııııım petrol, artık sana sana sana muhtacım petroooool, ooooooool oooool oool ol..."



Peki neden nostalji duygusu beraberinde pişmanlığı da getirir çok zaman?



İnsanoğlu tuhaf bir mekanizmaya sahiptir. Geçmişteki seçimlerinden ve bu seçimler sonucu kaybettiklerinden pişmanlık duyar. Bu ahvalin geri dönüşü de yoktur üstelik.



Bana kalırsa insan, seçimlerini sevmeli ya da seveceği seçimler yapmalı. Seçimlerini sevmekten kastım, onların doğruluğuna kayıtsız şartsız inanmak değil elbette. Onlarla yaşamayı sevmek, acı da olsa tatlı da.



Her ‘şimdiki zaman’, yaşandığı anda gerçektir, gelecekte anlamını ya da doğruluğunu yitirebilir. Bu yüzden pişmanlık duygusu saçma gelir bana. İnsan gelecekte ne olacağını, ne düşüneceğini bilemez ki.



Ancak şimdiki zamanda yaşananlar, yaşandığı anın duygularıyla, ortamlarıyla ve koşullarıyla yaşanmıştır. Şimdiki zamanın hisleri, şartları ve gerçekleri bizi seçimimize itmiş, biz de itaat etmişizdir.



Pişmanlık duygusu, biraz da kaçış gibi geliyor bana.. Hataların bedelini ödemekten kaçış.



Oysa bence, insan hata yaptığında sonuçlarına katlanıp paşa paşa cezasını çekse, her şey daha kolay olacak. Tıpkı Oedipus gibi...



Hepiniz bilirsiniz Sofokles'in Oedipus’unu:



Oedipus, çocukken terk edilir ve Kral Polybus tarafından büyütülür. Delikanlı Oedipus, bir gün bir dağ yolunda at süren bir soyluya rastlar. Aralarından kavga çıkar ve Oedipus soyluyu öldürür. Sonra, öldürdüğü adamın karısıyla evlenir. Oysaki dağlarda öldürdüğü adamın babası; yatağına girdiği kadının ise anası olduğundan haberi yoktur.



Bu arada kader, halkına veba hastalığını musallat eder ve bu salgın hastalık nedeniyle onlara büyük acılar çektirir. Oedipus halkının çektiği acıların nedeninin kendisi olduğunu anlayınca, gözlerini kör eder ve o kör haliyle Tebai'den çıkar gider.



Oedipus *n yatağına girdiğini bilmiyordu ama olup bitenlerin farkına varınca kendini suçsuz saymadı. Peki bu hikayede pişmanlık duygusunun kime, ne faydası var?



Bilmeyerek neden olduğu felaketleri görmeye dayanamadığı için gözlerini kör etti. Kadere ya da şansına sığınmadı Oedipus. “Keşke yapmasaydım. Ama bilmiyordum ve yaptım. Bu kötü kaderimin bana bir oyunu” diyebilirdi. Demedi!



‘Keşke’leri, kaderin bir oyunu olarak görmeyi budalalık sayıyorum. Yaşadıklarının sorumluluğunu kendi üstüne alabilmeli insan.



Pişmanlık da biraz kadercilik gibi geliyor bana. Sanki pişman olduğun şeyi yapan kişi sen değildin ya da o anda bilincin yerinde değildi.



Kaderine tutkuyla bağlanmış insanlar kaçak oynarlar yaşam oyununu. Bu tür insanlar, kaderini sevmek zorundadır. Çünkü yaptığı hataların sonuçlarından ‘alçak kaderleri’ sorumludur. Ona yanlışları yaptıran kaderi değilse bile, sonuçlarından sorumlu olan kaderidir. Üstelik adil olmayan bir yazgı sisteminde, ona hep haksızlık düşmüştür...


Yani aslında mutsuzluğu o seçmiyor. Kaderi ona mutsuzluğunu hazır olarak, hatta gümüş bir tepsi içinde sunuyor; ona da pişman olmak kalıyor sadece... Oh ne ala!



Pişmanlık, biraz da acı çekmemek için, insanın kendini korumaya aldığı bir yöntemdir. Hatalarımızdan pişman olarak, onları bir daha tekrarlamamayı nasihat ederiz kendimize...



“Hazza düşkün bir insan, hayatının kadere dönüşmesine karşı mücadele eder. Kader kişiliğimizi yok eder, bizi ezer, bunaltır, ayak bileklerimize vurulmuş prangalar gibidir” der Milan Kundera.





içerik ile ilgili anahtar kelimeler : Pişmanlık


Bu Kategoriden Rastgele Yazılar:
Aşk Belası
Aklımdasın
Gidişin değil bir umutla dönersin diye beklemek öldürdü beni
Unutamam seni
Sensiz olsam da bu sevdayi yaşatacağım
Biz yetmezmiydik birbirimize
Ve gittin
Aşk hastalıkları
Düştüm ellerinden dikenli teller arasına
Biten aşklar
Yakılacak mektup
Aşık olmadan önce mutlaka oku
Hayatın kuralları
iyiki varsın iyiki aşksın
Gözlerindeki yakamoz zindanları
Hadi duysana sesimi
Pişmanım
Aşk affedermi
Gitarcının aşkı
Canan yurdu

Yaşam ve İnsanlar Sedo - Domains kaufen und verkaufen das Projekt http%3A%2F%2Fbaylar.net steht zum Verkauf Besucherstatistiken von http%3A%2F%2Fbaylar.net etracker® Web-Controlling statt Logfile-Analyse
Erkek   Eğlence   Aşk sözleri   Firma rehberi   Hazır Mesajlar   Komik sözler   logo melodi   gül resimleri   gelinlik resimleri   firmalar   pictures   t a g g m t g

Copyright © 2006-2008 Baylar.Net Bir  KOSWEB.NET  Yapımıdır.