Neyzen fıkraları
Çalarken.. Soruyorlar: --Neyzen, çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın? Maliye Bakanı hakkında yolsuzluk dedikodularının dolaştığı bir dönemdir. Neyzen: " Maliye Vekili değilim ki, çalarken zevk alayım"
* Yüzü gülmez... Sert, kavgacı, geçimsiz bir adam olan komşusu Tahsin Bey'le karşılaşır. Tahsin Bey: --Bugün hanımı dişçiye götüreceğim. Dün gülerken gördüm, ön dişlerinden ikisi çürümüş. --Yalan söylüyorsun --Neden yalan söyleyecekmişim? --Seninle yaşayan insanın yüzü gülermi hiç?
* Yüz karası ! Kadıköy'de Aksaraylı Hamdinin gazinosunda bir yandan demlenir, bir yandan ney çalarken, yanına bir boyacı çocuk yanaşır. --Amca, boyayım mı? Neyzen yerinde kalkar,para çıkarıp çocuğa verdikten sonra yere sırtüstü uzanır: --Gel, yüzümü boya. Yüzü boyaninca, Kadıköy'deki başka bir meyhaneye, Papazın Bağı'na gider. Papazın Bağını mekan tutmus olan Ahmet Rasim, onu görünce: --Ne bu hal Neyzen? Kuşdili Tiyatrosunda "Arabın İntikamı'nımı oynadın? Neyzen güler: --Merhamet insanın yüzünü bazen kara çıkarır. Boyacıya acidigini söyleyip olayı anlattıktan sonra ekler: --Kainata bir de bu heybette görüneyim, dedim. Allah'a şükür ki böyle bir yüz karam oldu.Ya çıkmazına boyansaydım?
* Geri gelmeyeceklerse? Birinci Dünya Savaşı yılları. Mahalle bekçilerinin davul çalarak topladığı bir kafile, askerlik şubesine gitmek üzere yola koyuluyor. Kaldırımlarda biriken halk gidenleri uğurluyor: --Allah selamet versin, Allah selamet versin. Yemen, Çanakkale, Filistin gibi cephelere gidenlerin geri dönmeyeceklerini bilen Neyzen de bu yolculuk törenine katılıyor: --Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin!!!
* Delilik ayrıcalığı... Sirkeci'de Necdet Rüştü Efe ile karşılaşır. Ayaküstü konuşurlarken Neyzen, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün diktatörlüğünden söz etmeye başlar. Necdet Rüştü, dönemin her taşın altından çıkan polislerinden birinin köşe başında durup kendilerine kulak kabarttğını görünce tedirgin olur, kısa kesmeye çalışır. O sırada polis bıyık altından gülümseyerek yanlarından uzaklaşır. Olup bitenler Neyzen'in gözlerinden kaçmamıştır. --Polisten korktun değil mi? Bana bir şey yapamaz, çünkü ben deliyim. Bu yüzden dokunulmazlığım var. Fakat bu delilik imtiyazını kazanıp içimi rahat dökebilmek için neler çektim, bilemezsin.
* Hangi Anahtar? Dinibütün geçinen bir dostu sorar: --Beni tanırsın... Cennetin anahtarı sende olsa beni oraya almaz mıydın? Neyzen, karşısındakini baştan ayağa şöyle bir süzdükten sonra gülümser: --Bende Cennetin değil de Cehennemin anahtarı olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu. Belki seni oradan çıkarırdım!
* Kovmanın nazikçesi Bir arkadaşıyla Beyoğlu'nda gezerken Ubeydullah Efendiyle karşılaşırlar. (Ubeydullah Efendi, Jön Türkler'dendi. Son yıllarda Beşiktaş Evlendirme Memuruydu) Neyzen, Ubeydullah Efendiye sorar: --Hocam, Hazreti Adem'le Hazreti Havva'nın nikahlarını hangi imam kıydı? --Davetliler arasında değildim, bilmiyorum. --Peki, Adem'le Havva cennetten niye kovuldular? --Bir münasebetsizlik etmişlerdir. --Ne gibi? Ubeydullah Efendi dayanamaz: --Sizin bu akşam yaptığınız gibi. --Peki, acaba nasıl kovuldular? --Defol... Yoksa sana haddini bildiririm şimdi! Neyzen, ardından bastonunu sallayarak koşan Ubeydullah Efendi ile arayı açtıktan sonra durup seslenmiş: --Böyle nazikçe kovmasını biliyordun da, benimle ne diye bir saat uğraştın üstad?
* Kırk yıllık ölü Dr. Fahrettin Kerim Gökay "içkinin zararları" konulu konferansını vermektedir. Bir ara: --Rakının her kadehi, hayatımızı bir saat kısaltır,der. Dinleyiciler arasında olan Neyzen yerinden firlayıp bağırır: --Eyvah, yandık! --Hayrola? --Hesap ettim, meğer ben öleli tam kırk yıl olmuş!
* Evin yolu Aksaray'da bir ev kiralar. Yeni taşındığı sıralar, geceleri meyhaneden dönerken ara sokak içindeki evini bulmakta güçlük çekmektedir. Bir gece, karşısına çıkan bekçi'ye: --Bekçi baba, Neyzen Tevfik buralarda bir yerde oturuyor. Sen evini biliyormusun? --Neyzen Tevfik sensin ama beyim! --Ben sana kimim diye sormadım, Neyzen Tevfik'in evini sordum...
* Pisliğe bulaşmamak Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılmaktadir. --Tonla parası var... Herifin bir eli yağda, bir eli balda... Nereye gitse, hemen yol açıyorlar. Neyzen sorar : --Gerçekten kenara çekiliyor mu herkes ? --Çekiliyor --Demek cebindeki pisliğe bulaşmak istemiyorlar...
* Herkesin Bildiğini Basın çevrelerinde tanınmış bir hanım, Neyzen'le karşılaşınca, --Aşkolsun, benim için aşifte filan gibi sözler söylemişsiniz ? Neyzen elini sinek kovalar gibi sallamış; --Hanım, sen beni tanımıyorsun. Ben herkesin bildiği şeyleri söylemem.
* Nasıl görüyor ? Birinci dünya savaşında iki gözünü kaybeden bir tanıdığıyla söyleşmektedir. Tanıdığı sorar: --Durumu nasıl görüyorsun Tevfik'ciğim?. Neyzen "karanlık" diyecekken vazgeçer, --Sizin gördüğünüz gibi, diye cevap verir.
* Yol veririm Meyhanenin tuvaletine giderken, daracık koridorda bir kabadayı ile karşılaşır. Birinden birinin kenara çekilmesi gerekmektedir. Neyzen, " Müsaade et, geçeyim " der. Sarhoş kabadayı, "Sen kime kafa tutuyorsun babalık, ben senin gibi ciğeri beş para etmezlere yol vermem " diye aksilenir. Bizimki hemen kenara çekilir, " Ben veririm " der.
içerik ile ilgili anahtar kelimeler : Neyzen fıkraları
Bu Kategoriden Rastgele Yazılar:
Öğretmen sözleri
Türkiye abd yi işgal ederse ne olur
Bayanlar teknik direktör olursa
Bir müddet
Çıldırtan telefon konuşması
Yaşam felsefesi
Taraftarlardan duyulmamış espiriler
Kadın şoförleri nasıl anlayabilrisiniz
Son yılların en iyi fıkrası
7 Türlü kız kaçırma tekniği
Gerçek ve sıradan dost
İsminizin baş harfine göre aşk hayatınız
Doğum gününüze göre hangi otsunuz ?
Bana 1 saatini verirmisin
Uçakta yanınızdakinden kurtulmanın yolu
Türk erkeği çeker de çeker
Ülkelerden evlilik çeşitleri
Msn den fotoğraf göndermeme bahaneleri
Zeka oyunları
bir spor spikeri vaaz verirse ne olur
|