Mutsuz aşk
Bizim Kerem, Aşık Kerem misali bir aşık oldu ki ağzından çıkan bir alevi eksik. Gerçi kızın adı Aslı değil de Tülin, ama olsun...
Oğlan yemekten içmekten kesildi, soldu kurudu. Ülser ağrısı çeker gibi iniltili sesler çıkarmaya, gözlerini duvara daldırıp trene bakar gibi düz duvara bakmaya, üç sigarayı aynı anda içmeye başladı. Ağzına bira koymayan delikanlı bizim mahallenin kopuk takımına takılıp meyhane meyhane dolaşır oldu.
Saygıda, sevgide kimseye kusur etmez herkes tarafından sevilirdi. Az maaş alır fakat temiz ve şık giyinirdi. Boylu boslu sayılmazdı ama esmer yüzünü aydınlatan açık ela gözleriyle yakışıklı bir Adana delikanlısıydı. Babası ölünce anacığını Adana'dan getirmişti. Ana
- oğulun Fatih'te bir kira evinde alçakgönüllü bir yaşamları vardı.
‘‘Altan, oğlan göz göre göre elden gidiyor.’’ ‘‘Ne yapabiliriz ki?’’ ‘‘Kızla konuşalım.’’ __ bana gel yürüyerek Sivas'a gidelim de giderim. Şurada 10 kişi var, bize posta koyuyor. Dövüşelim de, gık çıkarmadan dayağımı yerim. Ama beni aşk meşk işlerine bulaştırma, yeminliyim!
’’ Altan da yan çizince Kerem'in derdi üstüme kaldı. Eh serde her çorbaya maydonozluk var. Kerem'i dert edindim bende neşe ne arar.
‘‘Git lan, kıza açık açık söyle... Belki senin yangınından haberi bile yoktur.’’
‘‘Sen benim ölümümü istiyorsun abi.’’ ‘‘Niye be?’’ ‘‘Avrupa'da kolejler bitirmiş bir içim su, koca Kadiroğlu Holding'in tek kızı... Benim burnuma güler. Ben de kendimi iş yerinin terasından aşağıya atarım.’’ ‘‘Daha yüksek bir yer bul! Bizim iş yeri üç katlı, salaklığı bırak oğlum, arslan gibi delikanlısın. Ekmeğini taştan çıkarıyorsun. Kızım olsa senden iyisini bulamam. Bir dene yahu!..’’
‘‘Deneyemem ölürüm.’’ ‘‘Sen bu kızla nerede karşılaştın?’’ ‘‘Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü'nde... Tenis maçları sırasında tanışıp konuştuk. Hatta gülüştük bile... Hafta sonları kolej arkadaşlarıyla TED'de buluşup çay içiyorlar. Ben de her hafta sonu gidip onlara uzaktan bakıyorum.’’
‘‘Yarın sinekkaydı tıraş ol. Bu sıcakta bu takım elbiseyi de sırtından çıkar, tişört filan giy. Sırım gibi adalelerin ortaya çıksın. Yarın TED'e gidiyoruz.’’
* TED'deki leydiler masasına hemen sarktık. Bizim Kerem'in de çay niyetine yuvarladığı kanyaklardan ötürü çenesi düştü. Esprinin bini bir para... Gencecik çiçek gibi kızlar ağzımızın içine bakıyorlar. Ev külfetinden korkmasam neredeyse ben bile morukluğumla iş tutacağım... Bir ara Tülin'i kıstırdım. ‘‘Bu oğlanın hali ne olacak benim güzel kızım?’’ ‘‘Pısırıklığı bırakırsa bizim aileye damat olacak. Onun ela gözlerine bakarken ateşim yükseliyor, kendimi cennette gibi hissediyorum ya abi..’’
‘‘Baban verir mi?’’ ‘‘İlk gençliğimdeki Fransız kloşarı Marsel rezilliğinden sonra göbek bile atar. Siz gelip isteyin hele...’’ ‘‘Kadiroğlu Holding'in sahibi koca Sinan Bey, bir çulsuza razı olur mu?’’ ‘‘Üste üç şirket bile bağışlar. O da rahmetli anacığımdan sonra şarkıcı Suzan'la evlenebilmek için benim evden gitmemi gözlüyor. Üstelik Suzan Hanım'dan da bir oğlu oldu.’’
* Bilirsiniz, nişanı kız tarafı yapar. Amanın nişan dedimse sayın ki İngiltere Kraliçesi'nin taç giyme töreni... Bizden iki bakan, en kalın zenginlerimizin ailecek hazır ve nazır efradı, Fransa'dan Tülin'in birkaç profesörü ve patron dahil bizim iş yerinin tam takımı... Patlayan flaşlar altında Kerem'le Tülin Hilton'un balo salonunun sahnesine geldiler. Yüzükleri baba Sinan Bey takacak. Sinan Bey yüzükleri taktı. Tam yüzüklerin arasındaki kırmızı kurdeleyi makasla keserken gözü bizim herifin kravatına takıldı. ‘‘Bu kravat sarı lacivert.’’
‘‘Evet efendim, takımımın renkleri...’’ ‘‘Biz Fener'e daha geçen yıl üç tane basmıştık!’’ ‘‘Siz kim?’’ ‘‘Biz Gassaray!..’’ ‘‘Hadi be, siz bu yıl yediğiniz dört tanenin acısını daha apış aranızdan çıkaramadınız!’’ ‘‘7-2'yi unuttun mu Adana kırosu?.. Tarih öğren tarih!.’’ ‘‘Hattir lan senin Fatih'e kaç kere çimleri yoldurduk. Turgay da yakında civciv çıkaracak. Çünkü folluk oldu.’’ Birden o iki kibar adam gitti. Yerine ağızlarından köpükler saçıp birbirine küfürler yağdıran iki kenar mahalle külhanı geldi.
‘‘Ulan senin gibi kıytırık Fenerli'ye kız veren çarpılır be!..’’ ‘‘Senin gibi Gassaray yumuşağının kızını alan kim lan!..’’
Ortalık bir dakikada karışmış, nişan salonu da adeta ikiye bölünmüştü... Fener'e ve Galatasaray'a küfürler gırla gidiyordu. Birden aklıma Şekspir'in Romeo ile Jülyet'indeki Kapuletler'le Montegüler'in hırlaşması düştü. O sırada Tülin,
‘‘Ben Beşiktaşlı'yım!..’’ diye bir avaza bağırıyordu. Ama o patırtı içinde sesi duyulmuyordu.
içerik ile ilgili anahtar kelimeler : Mutsuz aşk
Bu Kategoriden Rastgele Yazılar:
GECEYLE RANDEVU
Küçük itfaiyeci
Köpek kedi sıçan neden birbirlerine düşmandırlar
Sevgiyi bilgisayarınıza yükleyin
Yine Mi
Sedef Çiçeği
Bugünmü Küçük Kuş, Bugünmü
S E V G İ
Rüya
Onu İzmir Kadar Çok Sevdim
Deniz Kabuklarının Yolculukları
Yıldızlara sevdalı çocuk ve sevgi perisi 1
sadece üzgünüm
Aşk
Sen ölmemelisin aşkım
sen aşk nedir bilir misin
Su gibi ol
Yolumuzdaki engeller
Martılar
Hisli Kalpler
|