$ Editörden $
Astroloji
Aşk ve Sevgi
Bayanlar
Bebek isimleri
Biyografi
Cep Melodi
Cinsellik
Doğa ve Hayvanlar
Eğitim
Erkekler
Fıkralar
Gazeteler
Gerekli Linkler
Haberler
Hazır Mesajlar
Hikayeler
Islamiyet
Komedi
MSN
Otomobil
Oyun Hileleri
Oyunlar
Programlar
Radyolar
Resimler
Rüya Tabirleri
Sağlık
Yemek Tarifleri
Şiirler

Anasayfa yap

Favorilere ekle

iletişim

Aşk Hikayeleri

Aşk Çiçeği
Bir gün tutar bir caneriği çiçeğini sunar bahara. Bir tutam serinlik, yürekte buğulanan sıcaklık!.... Ve konar gözlerime bir öpücük gibi kuşların sevinci bahar. Okşar bir annenin parmakları gibi usulca saçlarımızı seher yeli. Bir tutam gün ışığı dolar içime, bir tutam sevinç çığlığı.

Ne zaman bahar gelse sevinci yaşar kırlar, dağlı çocuklar umudu kucaklar bir yanımda; bir yanım da kuşlar, çiçekler, kelebekler sevinci yaşar. Aydınlık gelir dört bir tarafa, gürül gürül akar dereler. Bir dağ pınarı gibi hayat kaynar kanımda, yüreğimde tomurcuk tomurcuk fışkırır aşk; Alıp götürür duygularımı uzak dağların ötesine, serin serin esen rüzgarlar...

Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazı. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su gibisin. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar sesin gökyüzünde. Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur yapraklarımı uzak diyarlara. Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun; Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz...

Ben seni ozanca sevdim türkübakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin ak alınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen türküdür dilin. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda.

Acılar içinde de olsam yaşamı çılgınca sevdim. Çılgınca sevdim dağları, ormanları, güneşi, çocukları. En çok da seni sevdim aşkçiçeğim.

Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı. Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından akasyalar.

Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.

Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme buralardan, gözleri türkülü kuşum . İçimdeki baharı öldürüp gitme. Kimsiz, kimsesiz kalır türkülerim. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden.
Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm


Aşklar Üşürken Gelirdi
Vakit ilerledikçe kent ışıkları da sesleri gibi kaybolmaya başlamıştı.Şehir kaplumbağa gibi korkulardan kaçmak için sığınmıştı kabuğuna..Hava çok soğuktu.Çatı katımdan görünen pencerelerin arkası buğulanmıştı.Camların kenarları buz tutmuştu. Ellerim çok üşüyordu elimde eldivenlerim vardı ve yazmaya çalışıyordum. Ayağımdaki kalın babadan kalma postallar bile ayaklarımın morarmasını engelleyemiyordu. Soğuğu düşünmemeye çalışarak daktiloya vuruyordum parmaklarımı. Daktilom yatağımın üzerindeydi ben yerde oturup yazıyordum.Yazmalıydım.

Zaman zaman tek odası ve bir küçük küvetli banyosu olan çatı katımın bir yerine gözüm takılır ve ne kadar zaman bilmem sanki orayı hiç görmemiş gibi bakar bakardım. Giysi dolabım -gerçi ona dolap bile denmezdi ya-kumaştandı. Çoğu zaman kapamazdım fermuarını da. Dağınıklığını saklayacak kıyafetim olmazdı ki hiç.Varım yoğum bu tek odalı kat, daktilom, yatağım ve biraz ıvır zıvırdı. Yazardım, parmaklarım acırdı daktilonun tuşlarına vururken.Tuşlar sertti ve ben vururken sanki acı çekermiş gibi kesik kesik inlerlerdi. Yanlış vuramazdım onlara. Herşeyimdi yazılarım beni kurtaracaktı onlar. Belki ilerde bir yazar olurum diye gündüz bir bulaşıkçıda çalışır, gece yazardım.

Ve bir kadın severdim üşürken. Her sabah aynı duraktan aynı otobüse binerdik.Hiç yüzüme bakmazdı.Her sabah aynı saatte aynı yerden binerdik otobüse ama hiç bakmazdı. Başı önde belki işi -belki baka birşeyi işte- düşünür gibi gözükürdü. Hiç konuşamazdım. Ellerim ceplerimde bakardım sessizce başını kaldıracak mı diye.. O hiç bakmazdı. Bulaşıkçıya varır varmaz yıkamaya başlardım akşamdan kalmış bulaşıkları. Üşürdü ellerim. Yazdıkça umudum tükenirdi. Yazdıkça düşüncelerim benim içimden çıkmak için savaşır olurdu .Git derdi bir yanım. Gece ışıkları yanmayan şehre git.

Yemek servisine de başlamıştım. Sabah bulaşık yıkardım, öğlenleri genelde yemek ısmarlayan çok olurdu, kıramazdı onları ustam gönderirdi beni servise.

Acaba hiç tanınmazmıydım diye düşünürdüm Ozan Yıldız\'a rastlamasaydım diye düşünüyorum bu sıralar. Keşke diyorum o ölmeden ona duyduğum saygıyı sevgiyi biraz daha anlatabilseydim, Beni bulaşıkçıyken tanıyıp bu yazarlık günlerime getiren o, yıllar öncesine kadar bana babalık eden adama..

Ve bir pişmanlığım, bir keşkem daha var. Duraktaki kızı keşke bir daha görebilseydim. O kendini öldürmeden önce keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim. Belki de aşklar ben üşürken gelirdi...


Benim Dünyam
Şırnak\'ta Soğuk Bir Geceydi Sokaklarda Avare Avare Dolaşıyordum Soğukluğun Ayazın Oluşturduğu Ses Tonu Ve Gecenin Zifili Karanlığı Bende Bambaşka Bir Korku Yaratıyordu Beni Teselli Eden Tek Şey Sana Karşı Kurduğum Hayallerdi . Neyin Peşinde Olduğumu Yada Neyi Aradığımı Bilmiyordum Bildiğim Tek Şey İse Yalnızlığımı Bana Unutturabilecek Hayal Niteliği Taşıyan Seni Arıyor Olmamdı Bir Ara Daldım... Soğuk Bir Taşın Üzerine Oturdum Ve Bana Yalnızlığımı Unutturan Tek Şeyle Koynumdan Çıkardığım Fotoğrafınla Amansız Bir Sohbete Daldım Karşımda Bana Sadece Yüz Metre Uzaklıkta Her Tür Güllerin Çiçeklerin Bulunduğu Bir Bahçe Görüyordum Elimdeki Resmin İle Koşarak Girdim O Bahçeye Ve Dalında Duran Daha Yeni Açmış Bir Gül Gördüm Dayanamadım Kopardım Doyasıya Kokladım O Gülü, Ve Sonra O Yemyeşil Otların Üzerine Oturdum Ve Bir Süre Sonrada Uzandım Gözlerimi Kapattım Kulağımdan Kulağımı Çınlatırcasına Bir Fon Müzik Beynime Kadar Uzanıyordu Evet Hatırlıyordum... Bu Müzik Seni İlk Gördüğüm Okul Çay Bahçesinde Sana Gözümün Çarptığı Anda Okul Çay Bahçesinin Hoparlörlerinden Yükselen Müzik Sesiydi O Müzik Bitene Kadar Yerimde Bile Kıpırdamadan Hatta Gözlerimi Bile Açmadan O Güzel Müziği Dinledim .. Müzik Bittiğinde Yavaş Yavaş Doğruldum Saat Oldukça İlerlemişti Ve Karanlık Dahada Bi Artmıştı Bir An Arkama Döndüğümde Bana Doğru Koşan Birini Gördüm Önce Çok Korktum Ama Bu Sima Yaklaştıkça Bana Daha Bi Tanıdık Geliyodu Aramızda On Beş Metre Mesafe Kaldığında Haykırdım Birden Dağları Yıkarcasına Çünkü Bu Sendin Aradığım İnsandın Bende Sana Doğru Koşmaya Başladım Artık Yan Yanaydık Bana Ellerini Uzattın Bende Ellerimi Sana Doğru Ve Tam Ellerimiz Birleşecekken.......
Annemin tatlı sesiyle uyandım maalesef bu bi rüyaydı ama bitmesini hiç istemediğim hatta asırlarca uykuda bile kalsam devam etmesini istediğim bir rüyaydı....
‘Umarım sana karşı olan duygularımı açık ve net bir şekilde anlatabilmişimdir sana karşı neler hissettiğimi bilmeni ve bunun aklının bir köşesinde bulundurmanı istiyorum rüyalarımda ve hayallerimde bile sen varsın…


Biriciğim
BİRİCİĞİM... Sesinin kanatları taşısın seni bana.... Sihirli sesinin kanatlarında süzülmek istiyorum bir anda bulunduğum yerden. Sesinin kanatlarında aşmak istiyorum uçsuz bucaksız bozkırları. Altımdan geçmeli kentlerin siluetleri birbiri ardından. Hiçbirini hatırlamamalıyım, sana ulaşana dek.. Ezberlediğim tek adres,sesinin yaşadığı yer olmalı sevgilim.... Buğday başaklarının hemen üzerlerinde uçmalıyım bir süre. Güneşi bağrına basan ay çiçek tarlalarından geçmeliyim sessizce.. bir o kadar da uçarcasına,umutla gelmeliyim sana, özlemlerin yüreğimi sarsmalı kilometreleri bir bir bırakırken ardımda.. Sonra yeniden çıkarmalısın beni yükseklere.Kartallara bile meydan okumalıyım sesinden aldığım güçle... Onlardan daha hızlı çullanmalıyım bizi ayıran her şeyin üzerine. Yanık bozkır türküleri dinlemeliyim, bana kanat olup güneşlere yaklaştıran sesinden.... Bırak bu kez hüzne yer olmasın sesinde... Her tonunu sevince, her tonunu özleme ayır sevgilim.. Kavuşmaların türküsünü mırıldan kulağıma. Çöllerde susamış bir derviş gibi çağır beni pınarlarına. Özleminin büyüklüğünü beni sararak anlatsın sesinin kanatları... Sevinçten gözlerim yaşarmalı,güneşlere yaklaştığım anlarda... Ayrılığın yakan hüznününü, kavuşmalarla çıkarmalıyım dünyamdan da. Ama yoruldum artık sevgili.... Dayanamam,zor oluyor uzun yolculuklar. Kısacık olurdu hep yolculuklarım seni tanımadan önce. İndir beni sesinin kanatlarından... Güneşleri getirdim sana,hala boynunu bükmedi topladığım papatyalar... Buğday başaklarının kokusunu taşıyorum,bozkıra hayat veren... Ayçiçekleri topladım senin için, bilmediğim tarlalardan... Sımsıkı sarılmalıyız artık.. \"Özlemlerden yeni bir sevda yaratmalıyız şimdi. Bir bütün yaratmalıyız seninle; içinde ne senden ne de benden hiç birşey taşımayan... Özgürlüklere bile meydan okumalı,ona bile bağlamaktan vazgeçmeliyiz sevdamızı...\" Ayrılacaksak eğer bir kez daha, önce söz vermeliyiz kavuşmak için. Artık öğrendim ayrılıkların, güneşlerden de yakıcı olduğunu. Meğer büyükmüş ayrılıklar,zamansız ölümlerden bile.... seni seviyorum..seni seviyorum..seni seviyorum....

YÜREĞİMDE eritemediğim özlemlerimi gönder...

O şehrin özlemli kokularını gönder bana. Sabahın buğusuyla uyanan Ejderin silkinişini, Renk renk çiçeklerle bezenen yolların karmaşasını... Uykulu yüzlerdeki gülümseyişi, Her sokakta besmeleyle açılan kepenk seslerini, Simitçi çocuğun gözlerindeki pırıltıyı gönder bana... Sonsuzluğa uzanan evlerdeki günlük telaşları gönder... \"Sımsıkı tutan ellerin yürek atışlarını,\" Yok sayılan sokak çocuklarının yüreklerine sinen korkuyu gönder.... Sabahın ilk ışıklarıyla yorgun bedeni yatağa bırakanları.... Sonra; Yosun kokulu beyaz köpüklü dalgaların çılgınlığını... Güvercinleri..... salıncakları... kaldırımları... Bir bardak demli çay gönder bana martıların çığlığı eşliğinde... Ayyaşları gönder, yosmaları, sevdalı yürekleri, \"küfürlü karanlıkları\" gönder... Bir sigara yak, bir nefes uzat bana..! Ağır ağır yürü kaldırımlardan. O sokaklara ait bütün görüntüleri Düşünce aynasına yansıyan bakışlardan göreyim. Kokular olsun.... Sıradan görüntüler, kavgalar, bağırışlar, müzikler olsun içinde... Kıpırtılar, sevdalar, alın teri, çirkinliğin detayları, Sonra sarmalayan ılık lodos olsun kollarının sarışında... Ayıklayıp gönderme bana, o şehre ait görüntüleri Olduğu gibi olsun. Sen bilmezsin koynunda yaşadığın o şehri özlemeyi Balık restoranlarda içilen bir yudum sohbetli rakıyı, Puslu maviliği, Kuma düşen bir damla yağmurun yok oluşunu, Çamurlu yolları, karanlık ara sokakları Çaresizliği, karmaşayı, masal ülkesini andıran ışıltıları... \"Bir yudum gökyüzü gönder bana...\" Sevgi dolu yürekleri, ifadesiz yüzleri, yorgun Bedenleri.. Ürkek bakışları, \"kendini harcamışları\" gönder. O şehre ait damıtılmış görüntüleri gönder bana. Yüreğimde eritemediğim özlemimi gönder...!


Gülümse
Erken açmış bir bahar dalının ürkekliği içindeysen eğer, rüzgarlar seni korkutuyorsa, çiçeğinin dönüşeceği meyveyi değil, yapraklarının yerlerde sürüneceğini, renklerinin solacağını, hoyratça ezileceğini düşünüyorsan; GÜLÜMSE... Ilık meltemler dolsun yüreğine..Yaylaların kekik kokusu.. Portakal çiçeğinin beyazlığı.. Yakamozların ışıltısı dolsun; GÜLÜMSE... Vampirler güneş ışığından korkar bilirsin. Güneş hiç batmamalı bu yüzden, hep ışık saçmalı. Elbet yok olup gidecekler kendi karanlık dünyalarına. Aydınlık düşler, aydınlık yüzler, aydınlık beyinler onlara göre değil. Geri gelemeyecekler; GÜLÜMSE.. Sahilde topladığın taşları düşün. Önce toplayıp sonra birer birer denize attıklarını... Ve kıyamadıklarını.. Ve seni eşsiz bir taş gibi saklayanları..Kıyamayanları.. Unutma ki; kış ortasında açan bahar dalları hep umutlandırır insanları..İçlerini ısıtır.. Gülümsetir.. Haydi sen de tut elimizden; GÜLÜMSE...

Sanal Sevdam
SANAL mıydın sevdiğim...? Buz gibi bir ekranda sıcak bir merhabaydın sen, en gerçekten daha gerçektin. Rotasını, klavyeye dokunan parmaklarımızın çizdiği yolculukta aynı durakta karsılaştık biz. Sıcacık bir merhabaydın sen buz bir ekranda. Yalnızdık, yolu yok yalnızdık, bir şekilde yalnız. Gerçek yaşam içindeki sanallığımızdan kaçıp, sanal yaşamdaki gerçekliğe soyunmamış mıydık cebimizdeki yalnızlık ağırlaşınca. Sonra çıplaklığımıza kelimelerimizi giyinmemiş miydik! Açıp tüm gizlerimizin önünü, istediğimizce özgür, dilediğimizce deli, yaşayamadığımızca çocuk, inandığımızca kendimiz, nasıl aktık birbirimize zaman içinde, kol bulmuş nehirler gibi.

Söylenememiş biriktirdiklerimizi, kırılmış umutlarımızı, bedeli ödenmiş vakitlerimizin bıraktığı fermanı, yitirdiklerimizi sormadık mı, anlatmadık mı birbirimize güvenerek!

En gülünmeyecek şeylere bile gülmedik mi çocuklar gibi bir masalın içinde kahkahalarla, haytaca, tüm günün ciddiliğini fırlatıp bir kenara!

Olabildiğimizce özgür, kırabildiğimizce rahat, umursamazca katı, tüm öfkemizle, yığılan isyanlarımızın hırsını çıkarmadık mı birbirimizden, başka bir hayattan toplayıp getirdiğimiz nefretlerimizle sessiz harflerde avaz avaz bağırmadık mi?

Vurgulardaki samimiyete sığınıp, bir dost göğsü hasretiyle kelimelerimize yaslanmadık mı, sarılmadık mı birbirimize soğuk gecelerin siyah yalnızlığında, ağlamadık mı harf-harf !...

Yağmuru yağdırdık birlikte, güneşi doğdurduk, ayrı mevsimlerde aynı mevsimin soğuğunda üşüdük, sıcağında ısındık, paylaştık biz. Herhangi bir günün yorgun aksamında dudağımıza değmeyen bir fincan kahvenin tadını bildik, birbirimizin sigarasını yaktık, ayrı koltuklarda yan yana oturduk, paylaştık biz. Dost ziyaretlerine gittik, alışveriş yaptık, saatleri durmuş zamanlarda sokaklarda gezdik, bilmediğimiz şehirlerin uykusuz evlerinde uyuduk, uyandık birbirimize rüyalarımızı anlattık, paylaştık biz. En gerçekten daha gerçektik.

Kelimeler yetersiz kaldığında ekranı bir kağıt parçası gibi buruşturup bir kenara atmayı, daha yakında olabilmeyi de istedik. Ama...

YALAN___gizli saklı hiçbir şey kalmasın dedik aramızda konuştuk.... Saatlerce, günlerce, aylarca… Tükettik en sonunda birbirimizi her şey “gizemini” yitirdi, “aşk” bitti... Ayrıldık.. Günler kalbimizi buza çevirdi sonra eritti, aradan nice mevsimler geçti.. Ve yine yaprakların direniş mevsimiydi yer; en sevdiğimiz park... Karşılaştık..! Yine bilinmeyenlerle dolu iki yabancıydık. Gözlerimiz konuştu, sadece bakıştık.. Ayrılırken gizemini yitirmiş iki arkadaştık, ve şimdi yine ilk günlerdeki gibi... İki gizemli aşık…






içerik ile ilgili anahtar kelimeler : Aşk hikayeleri sevgi hikayeleri ask hikayeleri duygusal hikayeler özlem hikaye aşk hikayesi aşk hikayelerim


Bu Kategoriden Rastgele Yazılar:
Senle sohbet
Ölümüne sevgi
Aşkım yadigar kalacak sana
Sevgi nedir
Aşk sözleri
Gozlerinle bir hoscakal demen yeterli sevgili
Galiba sen benim herşeyimsin
iyiki varsın iyiki aşksın
Seninle olmanın en güzel yanı
Ayrılık üzerine gerçek bir mektup
Dört yapraklı yonca
Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin
Sevmek mi sevilmek mi
Seni sevdiğimi söyleyemediğim için utanıyorum
Seviyorum seni sevgili
Sadece seviyorum
Aşk dedi ki ben sevgiyim
Gözümden öpme ayrılıktır derdin
Gidişin değil bir umutla dönersin diye beklemek öldürdü beni
Güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini

Yaşam ve İnsanlar Sedo - Domains kaufen und verkaufen das Projekt baylar.net steht zum Verkauf Besucherstatistiken von baylar.net etracker® Web-Controlling statt Logfile-Analyse
Erkek   Eğlence   Aşk sözleri   Firmalar   Hazır Mesajlar   Komik sözler   Araba resimleri   iddaa yorumları   logo melodi   gül resimleri   gelinlik resimleri   araba yarışı   Sms mesajları  

Copyright © 2006-2008 Baylar.Net Bir  KOSWEB.NET  Yapımıdır.